Facebook’ta Çekiliş Yaptıktan Sonra Öğrendiklerim

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Merhaba blog. Uzun zamandır yazmıyorum farkındayım. Biliyorum bu yüzden bana küsmüyorsunuz çünkü öyle bir lüksünüz yok. Çekerim fişinizi, adam olunuz efendim!

Niye durup dururken bloğuma fırça attığımı da bilmiyorum. Konumuz bu değil aslında ama kimsenin bu bloğu okumadığının farkında olmanın verdiği rahatlıkla yapıyorum sanırım bunu.

Neyse…

(Yılmaz Özdil gibi satır satır yazmaya başladım, hayırlısı)

İş – Güç

Sizden habersiz 1 Aralık’ta işe başladım ben blog beyciğim. Tour Antep adında bir seyahat acentesinde web ve reklam işleriyle ilgileniyorum. Web işlerinin içerisinde sosyal medya da var tabii ki. Firmanın Facebook sayfası işe başladığım sıralar biraz ölüydü. 1900 küsür beğenisi vardı ve gönderiler çok az kişiye ulaşıyordu. İlk zamanlar ne paylaşacağımı bilemedim. Hem sektöre yabancıyım hem de firmaya. Daha önce böyle bir iş de yapmadım. Bir kaç şey paylaştım fakat paylaştıklarım çok az kişiye ulaştı. Düşündük ve hem firmanın bilinirliğini arttırmak hem de sayfayı biraz hareketlendirmek için bir çekiliş yapmaya karar verdik. Daha önce firma benzer bir çekilişi yapmışlar fakat gerek acemilik gerekse sayfayı takip eden kişi sayısının azlığından dolayı çekilişe başarılı bir şekilde sadece iki kişi katılabilmiş. Bu sefer öyle olmayacaktı çünkü işin başında ben vardım. (bu cümleyi unutma) Planlar programlar yapıldı: Gaziantep’e yakın bir termal otelde 2 kişi 3 gün tatile gönderilecek.

Çekiliş için hazırladığım görsel.

Görseller hazırlandı her şey tamam. Sayı olarak bu kadar az kişi arasında yapılacak olan çekilişten en iyi şekilde yararlanmak için katılım koşullarına bir dizi koşullar ekledik. Koşullar aşağıdaki görseldeki gibiydi.

  • Paylaşılan görseli beğenmek ve herkese açık bir şekilde paylaşmak
  • Paylaşılan görselin altına 3 arkadaşı etiketlemek
  • Facebook sayfamızı beğenmek
  • İletişim formunu doldurmak.

Böyle bakıldığı zaman “Ohooo, ölme eşşeğim ölme!” diyor insan. Ama bedavadan 3 gün tatil için yapman gereken şey yalnızca 2-3 dakikanı ayırmak. Yapılacak işlemler bir kaç düğmeye basıp klavyeden bir kaç şey yazmak, hepsi bu kadar. Bu şekilde hazırladık ve gönderimizi Facebook sayfamızda yayınladık.

Çekiliş paylaşımı

Çekiliş paylaşımı

Kısa süre içerisinde gönderi beğenilip paylaşıldıkça geniş kitlelere ulaştı. İlk üç günde onlarca kişi çekilişe katılmıştı. Ünlü Tostçu Erol‘un da çekilişe katılmasıyla gönderinin ulaştığı kitle katlanarak artıyordu. Şu an bu satırları yazarken Gaziantep içerisinde onbinlerce kişiye ulaştığımızı istatistiklerde görebiliyorum. Fakat yolunda gitmeyen bir şeyler vardı…

Evdeki hesap çarşıya uymadı.

Çekilişi planlarken her şey çok yolunda gözüküyordu. Tüm çekiliş Facebook üzerinden yapılacaktı ve basit işlemlerdi. Tek sıkıntı yaratacağını düşündüğüm şey iletişim formunu doldurmaktı.

İletişim formu için bir Google Form’ forumu oluşturdum. Her ne kadar hem mobil hemde masaüstü için duyarlı tasarmlı bir sayfada form doldurulması gerekse de bu zor bir işlemdi.

Formun linkini kısaltmak için goo.gl kullandım zira çekilişin açıklamasında yüz karaktere yakın upuzun bir linkin durmasını istemiyordum. İşte ilk sıkıntı burada çıktı:

İnsanlar yabancı bir linke tıklamaktan çekiniyorlar.

Çünkü linkin nereye gittiğini bilmiyorlardı ve o linke tıklatarak insanlara “virüs” gönderebilirdim. Tabi bu internetteki kötüye kullanımın farkında olan kullanıcılar için geçerli bir düşünceydi.

Google Form sayfası olabildiğince sade bir sayfa. Ad soyad, e-mail adresi ve cep telefonu numarası gibi doldurmaları gereken bir kaç boşluk var. Bizim için önemli bir form bu çünkü çekilişi bu formu dolduranlar arasından rastgele bir rakam seçerek yapmayı planlıyorduk. Fakat o form sayfasında ikinci sıkıntı patlak verdi.

İnsanlar kişisel bilgilerini paylaşmaktan çekiniyorlar.

“Arkadaşım altı üstü bi’ çekiliş yapacaksın, ne yapacaksın benim cep telefonumu adımı falan?” diye düşünüyorlar. Bunu nasıl mı anladım? Kısalttığım linki an itibari ile 319 kişi tıklamış fakat formu doldurup gönderen kişi sayısı yine an itibari ile 90 civarlarında. Yani formu açanların %72’si doldurmadan kapatmış.

İletişim formunu 90 kişi doldurmuş dedik. Yani çekilişi 90 kişi arasından yapacağız. Peki Facebook’taki katılım ne durumda şimdi oraya bakalım.

  • 428 kişi gönderiyi beğenmiş
  • 130 kişi 3 arkadaşlarını etiketlemiş
  • 219 kişi paylaşmış

Şimdi bu tabloya baktığımız zaman insanların formu dramatik bir şekilde görmezden geldiğini daha net bir şekilde görüyoruz. Şu tabloyu bir inceleyelim ve ardından bir diğer soruna geçelim.

428 kişi gönderiyi beğenmiş. Sayfanın bilinirliği için gayet iyi bir rakam. Beğeni sayısının diğerlerine oranla fazla olmasının sebebi gayet açık çünkü Facebook’ta bir gönderiyi beğenmek kadar basit başka bir şey yok. Basit demişken diğer sorunumuza geçelim.

İnsanlar teknolojiyi benim kullandığım kadar iyi kullanamıyor.

Arkadaşlarını etiketleyemeyen insanlar.

Bu belki de çekilişi planlarken yaptığım en büyük hataydı. Bütün insanları benim kadar teknolojiye hakim olmadığını gözden kaçırdım. Tamam, Facebook’ta bir gönderiyi beğenmek oldukça basit. Yediden yetmişyediye Facebook kullanan herkes bunu yapabilirdi belki. Fakat yorumda 3 kişiyi etiketlemek? Gönderiyi beğenen 428 kişinin arasından 130 kişi etiketleyebilmiş. Bir çok kişi ise gönderiyi doğru okuyamamış bile. Etiketlemeyi kendi profillerinde yapmışlar mesela.

Çekilişin hitap ettiği kitle, termal otel olması dolayısıyla orta yaş ve üzeri insanlardı. Bu yaştaki insanlar Facebook kullanmaya ne kadar hakimler? Herkes nasıl birini etiketleyeceğini biliyor mu? Herkes @ işaretini yapmayı biliyor mu? Annem çekilişe katılmaya çalışırken bile arkadaşlarını etiketleyemedi diğer insanlar nasıl yapsın? Bunu en başından düşünmem gerekirdi.

Çekilişe katılan kişinin gönderiyi paylaştığını görebilmemiz için gönderiyi herkese açık şekilde paylaşması gerekliydi. Annem çekilişe katılırken gönderiyi sadece arkadaşlarına açık bir şekilde paylaşıyordu mesela. Herkese açık nasıl paylaşacağını daha önce denememişti bile. Gönderiyi paylaşan 219 kişi gözüküyor ve bu buz dağının görünen yüzü. Yukarıda bahsettiğim şeyleri de göz önünde bulundurarak sadece arkadaşlarına paylaşan kişi sayısını düşünmek için şöyle bir 5 saniye veriyorum size.


Bonus: Bir kişi formu doldururken e-mail adresinin yanına bir boşluk bırakıp -tahminen- facebook şifresini de yazdı.


Sonuç olarak ne öğrendik sevgili blogcuğum? Bir işe girişmeden önce oturup bi düşünmek, detaylı planlamalar yapmak gerekiyormuş. Şahsen ben “sosyal medya uzmanı” falan değilim. Ama işim gereği sosyal medya ile ilgili bir öğrenme çalışmalarına başladım ve bu yaşadığım olaylar silsilesi benim için çok güzel bir ders oldu. Bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için teşekkür ediyor, kendine iyi bakmanı diliyorum blog beyciğim.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir